Erkek ve kadının cinsel uyarılması

Yakın zamandaki araştırmalar, erkeklerin ve kadınların uyarılma tepkilerinde daha da ilginç farkların olduğunu ileri sürmektedir. Bir müddet kadınların genital ve öznel uyarılması arasında zayıf bir korelasyon olduğu düşünülmesine rağmen (Laan & Everaerd, 1995), kısa bir süre önce kadınların genital tepkisinin erkeklerinkinden daha az spesifik gibi göründüğü ispat edilmiştir (Chivers, Rieger, Latty & Bailey, 2004; Chivers, 2005). Örneğin, kadınlardaki genital uyarılmada, duyulan cinsel ilgi erkeklerinkine benzer şekilde yansıtılmaz. Kadınlara hem tercih ettikleri hem de etmedikleri cinsel partnerlerin (örneğin kadın-kadın, kadın-erkek ve erkek-erkek) rol aldığı filmlerin seyrettirildiği çalışmalarda, kadınlar her üç filme de bir miktar genital uyarılma ile yanıt vermiştir. Heteroseksüel erkekler sadece tercih ettikleri cinsel partnerlerin bulunduğu filmlerde uyarılma yaşamışlardır (Chivers, 2005; Chivers vd. 2004). Buradan çıkarılan nokta, kadınlardaki genital uyarılmanın erkeklerdeki uyarılmadan daha belirgin olmadığıdır. Bir çalışmada kadınlar, insan dışı uyaranlara (penil-vajinal aktivitede bulunan dişi ve erkek cüce şempanzenin çıkardığı ses) genital vazokonjesyon ile (psikofizyolojik olarak ölçülen) karşılık verirken, erkek denekler vermemiştir. Önemli olan, hayvanları gösteren film bölümlerine karşı kadınlar öznel bir uyarılma dile getirmezken, erkeklerin ifade ettiği öznel uyarılma onların genital tepkilerini yansıtmıştır.

Chivers(2005), kadınların hem tercih ettikleri hem de etmedikleri uyaranlara gösterdikleri hızlı ve kısmen belirgin olmayan vazokonjestif tepkinin evrimsel bakış açısından uyumsal olduğuna inanır. Geçmişten bu yana (hatta şu anda da) kadınlar tecavüze ve diğer zorlayıcı cinsellik biçimlerine karşı hassastır. Chivers, hem ıslanma hem de hassas genital dokunun konjesyonu ile sonuçlanan hızlı bir vazokonjestif tepkinin kadınların genital organlarını penetrasyon nedeniyle yırtılmaktan koruduğunu ve uzun süreli zedelenmeyi engellediğini ileri sürer. Bu bir hayli spekülatif olsa da, kadın cinselliğinin uyumsal bir tarzda evrimleştiğini düşünmek şaşırtıcı bir şeydir: kadınlardaki cinsel sorun oranının erkeklerinkine kıyasla yüksek olmasını açıklayan başlıca etkenlerin kültürel baskılar, sosyal beklentiler ve kişilerarası tatminsizlikler -biyolojik, hormonal ya da anatomik sorunların değil- olduğunu düşünmek de şaşırtıcı bir durumdur.

Bu yeni araştırma bulguları hem kadın cinsel uyarılmasının belirsizliğini hem de sadece genital tepkiye dayanarak bir kadının cinsel tercihi hakkında çok fazla çıkarımda bulunulamayacağını vurgular. Ayrıca bu bulgular, Baumeister’in (2001) kadınlardaki cinsel istek erkeklerden daha hızlı uyandırılabildiği (ve söndüğü!) için kadın cinselliğinin erkeğinkinden daha esnek ve değişken olduğu şeklindeki iddiasını desteklemektedir. Dolayısıyla 1966’da Masters ve Johnson cinsel fizyoloji bakımından cinsiyetler arasındaki benzerliklerin altım çizmesine rağmen, Chivers ve Bailey (2005), cinsel uyarılma eğilimleri ve yapıları açısından erkek ve kadın arasındaki farklılıklara dikkat çekmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>